RESIM PAYLASIMI
Mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nı okudunuz mu? Yakın tarihin esrarengiz cinayetlerinin ardındakiler ve inanılmaz zihin kontrol teknikleri.. Hepsi ve daha fazlası gerilim ve gizem dolu mini blog hikaye ''Dörtlü Kaos Mimarları''nda..

3 Ocak 2014 Cuma

Life Of Pi


Hindistan ‘da bir hayvanat bahçesi işleten ailenin sıradışı çocuğu Piscine Patel, nam-ı diğer Pi, mantığı ile değil duygularıyla hareket eden 16 yaşında bir gençtir. Hayvanat bahçesi iflas etmenin eşiğine geldiğinde aile, hayvanlarıyla birlikte Hindistan’ dan Kanada ‘daya doğru bir gemi yolculuğuna başlar. Ancak gemi okyanusun ortasında bir fırtınaya yakalanacak ve batacaktır.. Pi ailesini bu kazada kaybeder..

Aslında hikaye burada başlıyor. Kahramanımız Pi, son anda bir can kurtaran filikasına atlayarak bu kazadan yara almadan kurtulur. Ancak yalnız değildir. Uçsuz bucaksız vahşi pasifik okyanusunun ortasında filikaya bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan ve Richard Parker adında üçyüz kiloluk bir bengal kaplanı sığınmıştır. Pi kurtuluşu olmayan bu yerde, vahşi hayvanlarla hayatta kalmak zorundadır. Zamanla filikadaki hayvanlar birbirlerini yemeye başlarlar. Şimdi sadece besin zincirinin en tepesindeki yetişkin bengal kaplanı ile 16 yaşındaki hintli çocuk başbaşa kalmıştır. Pi bir yandan susuzluk, açlık ve dev dalgalarla mücadele ederken, korkunç kaplana da yem olmamaya çalışacaktır. Bu yolculuk sırasında kaplanla anlaşmaya çalışacak ve büyülü anlara tanıklık edecektir.

Dramatik hikayesi, harikulade müzikleri ve muazzam görsel efektleriyle kaçırılmaması gereken bir film Life of Pi.. Tamam güzel film.. Masalsı da bir anlatımı da var.. Ancak bir komplo teorisyeni olarak olaya şüpheci yaklaşmam gerekiyor. Hele de Hollywood' un bir şaheser ortaya koyup bir propaganda alt metni olmaksızın izleyiciye sunduğunu tecrübe etmedikçe.. Hepimiz Matrix, Avatar gibi fantastik bilim kurgulardaki subliminal mesajları duymuşsunuzdur.
Filmde zebranın, orangutanın, sırtlanın, kaplanın ve hatta etçil adanın neyin metaforu olduğuna dair açık ipuçları mevcut. Ancak önce Life Of Pi filmindeki alt metne göz atalım:

Deizm, "tamam kardeşim bi yaratıcı var, kabul ediyorum ama din diye bişey yok.. bu dogmalar hep insanoğlunun şaşkınlığından ibaret..'' demektir.. Ateizmin bi tık üstüdür.

Ne islamı, ne hristiyanlığı, ne yahudiliği, ne putperestliği kabul etmiyorlar.. (yanlışsam düzeltin) Yaratıcının bizi yarattıktan sonra kaderimizi yaşamak üzere dünyada kendi halimize bıraktığıni kabul ediyorlar..

Bundan neden mi bahsettim? Açık söylüyorum; siz kaplanla çocuğu seyrederken, film başından sonuna dek kalbinizdeki şüphe tohumunu arayıp buluyor ve bilinçaltınıza deist bir fikri zerkediyor..

Filmi izlediyseniz aşağıdaki tespiti iyice tartmanızı öneririm.
Yok izlemediyseniz, bu tespiti göz önünde bulundurup izlemenizi tavsiye ederim.

Daha filmin başında Pi kendisini hristiyan-yahudi-müslüman gibi birçok dine mensup birisi olarak tanımlıyor. Çocukluğundan beri tanrıyı anlamak adına bir çok dine tabi oluyor. Nihayet hepsinin de tanrıya ulaşmada farklı yollar olduğunu kabul ediyor ve kendisini (tüm insanları) dinlerüstü bir statüde anlatıyor. Burada deizm mesajlarını net görüyoruz. Peki bir alt metinden bahsetmiştik? O da şu:


Pi yaşadığı olaylardan sonra izleyiciye iki farklı hikaye anlatıyor: biri kaplanlı, diğeri kaplansız..

Kaplansız olanında doğaüstü öğeler yok.. Basit, acı ve dehşet verici..

Diğeri fantastik, doğaüstü..

İnanılmaz hayvanlar, etçil adalar, rengarenk balıklar.. Tam bir hayalgücü eseri..

Hangi hikayenin gerçek olduğu fikri ortada bırakılmış. Ama  son sahnede Pi, dinleyicisine sorduğu şey ile tercih hakkı sunuyor ve aslında kaplansız hikayenin daha acı / gerçek olduğunu vurguluyor:

Pi soruyor:

- Okyanusta ne olduğuna dair sana iki hikaye anlattım, bu iki hikaye de geminin neden battığını açıklamıyor. Her ikisinde de gemi batıyor, ben ailemi kaybediyorum ve hayatta kalıyorum. İki hikayeden hangisinin gerçek olduğunu kimse ispatlayamaz. Şimdi sana soruyorum sen hangi hikayeyi tercih ederdin?

Dinleyici cevap veriyor:

- Kaplanlı olanı, o daha iyi bir hikaye..

Pi gülümsüyor:

- Teşekkürler.. işte bu tanrı için de öyledir

İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Çünkü Hollywood’ un bu şaheseri, alt metninde bize belli bir dinin dogma ve ilkelerini benimsemediğini, tanrının dünyayı yarattıktan sonra sadece izlediğini haykırıyor. Nıtekim filmin uyarlandığı kitabın yazarı Yann Martel, kendisinin deist olduğunu da saklamıyor.


Kaplanlı olan hikeyedeki gibi, dini metinlerde fantastik öğeler benzerlik gösterir:

hayvanlar dile gelir,
denizler yarılır,
ölüler dirilir,
su üstünde yürünür,
göğe çıkılır,
ay ikiye bölünür vs..

Yani film bize diyor ki:

Böyle fantastik şeylere de inanabilirsiniz, böyle gerçek ve acı şeylere de. Ama insan doğası gereği, acı vermeyene, fantaziye inanmak ister..

Deist fikrin ne kadar ileri gidebileceğine dair bir örnekle sonlandırmak istiyorum.

Deizme göre kutsal metinler, tıpkı bu filmdeki gibi fantezilerden ibaret. Oysa gerçekler basit ve acı verici.. Gökten meleğin Rabbinin lütfu ile Hz.Meryem ‘e bir çocuk müjdelediğine değil; (haşa) tecavüz edildiğine ve fakir olduğundan kimsenin ona sahip çıkmadığına inanabiliyorlar..

Filmde kullanılan ‘’Pi’’ sayısı ezoteriklere göre ‘’tanrının sayısı’’dır.

Filmde ‘’Pi’’ nin okunuşundaki ‘’P’’ sesi ile de ‘’Prophet’’ kelimesi veya türkçe olarak ‘’Peygamber’’ sembolize edilir. Zaten Pi de tıpkı Nuh Peygamber gibi hayvanlarla bir deniz taşıtındadır.

İzleyenler veya izlemek isteyenler için filmin metaforlarından da kısaca bahsedelim:

Kaplan; vejeteryan ve sevgi dolu Piscine Patel ‘in açlıkla mücadelesinde yıktığı değerler üzerine yükselen vahşi içgüdüsünü temsil ediyor. Kaplan var oldukça, Pi ‘nin karakterinde eski hayatından eser yoktur.

Filikadaki diğer hayvanlardan
zebra; çinli çocuğun
orangutan; Pi ‘nin annesinin
sırtlan; aşçının alegorik karşılığıdır.




Filmdeki devasa etçil ada, Pi ‘nin annesinin cesedini veya ruhani karşılığını temsil ediyor. Pi tam öleceğini düşündüğü anda adanın meyvelerinden yiyerek hayatta kalıyor. Yani aç kalan Pi, annesinin cesedini yiyerek hayatta kalıyor. Oğul oğul kaynayan mirket sürüsü de çürüyen cesedi kaplayan kurtçuklar diyebiliriz. Yeniden hayat bulduğu tatlı su havuzu ana rahminin karşılığı.





Bu metaforlar apaçık birşeyler çağrıştırırken, filme sadece ''hayatta kalma mücadelesi'' gözüyle bakanlar da var tabi.. Bu nesil bi dönem Matrix için de ''kurşunlardan kaçmalı film'' diyorlardı..
koddostu facebook koddostu google+ koddostu twitter
Paylaş
Uyarı
Blogda yazılan herşey gerçeklere dayalı kurgu teorilerdir. Telif hakkı içermez. Dilediğiniz gibi kopyalayabilir, kaynak göstermeden kullanabilirsiniz.

@nushirevan